Haberin var mı?

Haberin var mı?

Politika ve haberciliğin masaya yatırıldığı blog

Ani Gündem (1)

Nisan. 17, 2006
Kategori: Ani Gundem



       fotoğraf: Sabah.com.tr                
  Danıştay'a Vakit  saldırısı

Danıştay'a yapılan hain saldırı tüm ülke gündemini tabiri caizse parçaladı. Gariptir ki Başbakan Erdoğan yaptığı açıklama da bu saldırının nedenine hiç değinmedi. Kendisinin fetva verir bir şekilde yaptığı konuşmayı unutmuş olmalı. Teröristin Danıştay'ın verdiği türban kararı nedeniyle yaptığı bu saldırı sadece Cumhuriyet'e değil Laikliğe de yapılmış bir saldırıdır. Saldırı da Başbakan'ın Danıştay'ı tehdit edercfesinere yaptığı konuşmanın payı vardır. Bu saldırı da kararı türban kamusal alan dışında da yasak diye veren medyanın da suçu vardır. Danıştay'ın verdiği kararın türbanı kamusal alan dışında yasaklama girişimi değil, anaokulu öğretmeninin iltica faaliyetlerine karışmış olması ve sicilinin bu konuda da temiz olmaması nedeniyle göreve iade edilmemesi kararı olduğu birkaç duyarlı medya organı dışında es geçilen önemli bir ayrıntıydı.
  
    Peki popüler basın bu ayrıntıyı neden atlamıştı. Çünkü bu ayrıntı haberin başlığına ya da spotuna eklendiğinde tepkiye neden omayacak ve haberin okunmasını engelleyecekti. Yarın katliam başlıkları atacak olan basın her başarılı haberde yaptığı o günün manşetini bakalım yarın da verme cesareti gösterecek mi? Hiç sanmıyorum, yarın herkes Vakit'i suçlayarak işe başlayacaktır. Ama Vakit'in bu başlığı atmaya cesaret etmesi Türk medyasının reyting ve tiraj hesaplarıyla habercilik yapmasından ileri gelmektedir. Tabi ki burada asıl suçlu ve azmettirici Vakit gazetesidir. Vakit daha önce de ünlü siyasal bilimci Ahmet Taner Kışlalı'yı hedef göstererek ölümüne neden olmuştu. Zaten Vakit bir gazete değil milli görüşün aşırı kesimlerinin hatta terör yanlılarının propaganda aracıdır. Terör zihniyetiyle beslenen, eylemi gerçekleştiren terörist gibi birçok  saplantılı kişiyi etkileyen bu gazetenin yayın hayatını sürdürmesi tehlikelidir. Daha önce de akit ismiyle yayınlanan ve kapanan gazete muhtemelen milli görüşçüler gibi yeni bir adla yeniden karşımıza çıkacaktır.

    Bu yüzden bunun gibi saldırılar ne yazık ki artarak devam edecektir. Vakit muhtemelen yeni hedefler açıklayacak ve bu insanlara saldırılar gerçekleşecektir. Daha düne kadar Türkiye'de iltica tehlikesi yok diyenler bakalım bundan sonra aynı kürsülerde aynı sözleri sarfedebilme cesaretini gösterebicek mi? Bu tür saldırılar ne yazık ki dinimize de zarar veriyor. Felsefesinde insan öldürmeyi en büyük günahlardan biri sayan, barışı ve kardeşliği öğütleyen bir dinin mensubu gerçekten dinin gerçeklerinin farkında olsa bu tür eylemler yapamazdı. Ancak ülkemizde din eğitimi namaz kılmak, oruç tutmak, Kuran ezberlemek gibi içerikten yoksun ezbere dayalı bir sisteme dayanıyor. İslamın gerçeğini kavrayamayan günümüz müslümanı da din istismarcılarının elinde oyuncak olmaktan ileri gidemiyor.
  
    İnsanların dinin ne olduğunu bilmediğinin kanıtı son zamanlarda her ne kadar bu terör eylemiyle karşılaştırılamıyacak seviyede de olsa Üniversitelerde ve hatta sokaklarda gençlere yapılan saldırılardır. Din kisvesi altında yapılan bu eylemler Danıştay'a düzenlenen hain saldırının habercisi konumundaydı. Gazi Üniversitesinde ya da başka üniversitelerde uzun saçlı, küpeli, hatta başı açık mini etekli diye dövülen gençlerimiz sadece bir başlangıçtı. Cumhuriyet gazetesine atılan el bombasını da unutmamak gerekir. Birileri bu tür saldırılarla belirli ilkelerimizi sarsıntıya uğratmaya çalışıyor. Koskoca TBMM Başkanı laiklik yeniden tanımlanmalı diyebilecek kadar ileri gidebiliyor. Ülkenin nereye gittiğine dikkat etmek gerekir.
   
    Bu saldırıyı kınıyorum, Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin kurumlarını yaptıkları bu hain saldırılarla yok edemezler. Türk gençliği olarak Atatürk'ün bize miras bıraktığı bu değerleri korumak bizim görevimiz.

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı