Haberin var mı?

Haberin var mı?

Politika ve haberciliğin masaya yatırıldığı blog

Çocuk pornosu ve sansür

Ara. 20, 2006

Türkiye'de hükümet medyanın da olaya yaptğı müdahalenin etkisiyle çocuk pornosunu engellemek adına internet üzerinden takibi esas alan ve içinde internet kafelerinde yer aldığı bir programı devreye sokma düşüncesinde. İnternet denetleme kurulu adı altında yeni bir denetim merkezi kuracak olan hükümetin çocuk pornosu gerekçesiyle internetteki birçok özgürlüğü kısıtlayacağı, internet üzerinden hükümete yapılan eliştireleri sindirmeye çalışacağı şimdiden tüm sanal mecralarda konuşulmaya başladı.

 

Bir kere tabiki internet üzerinden bir denetim organına ihtiyacımız var. Özgürlük sanal bir ortamda olsa her istediğini yapabilmek değildir. Ancak yapılacak olan muğlak ifadelerin olduğu bir yasayla her yöne çekilebilecek yasal düzenlemelerin önüne geçmektir. Denetleme kuruluna gelince nasıl ABD'de bu iş FDA tarafından denetleniyorsa, Türkiye'de de RTÜK tüm elektronik araçların kontrolünün yanı sıra internet denetimini de eline almalıdır. Sonuçta eline bilgisayar alan herkesin ulaşabileceği belkide dünyada TV'den sonra en çok kişinin yararlandığı kitle iletişim araçlarından biri. Birçok ülkede tam olarak bunu söyleyemesekte Türkiye için internet kullanımı internet kafeleride için aldığımızda çok yüksek oranlarda. Bu kadar çok kişinin etkilendiği bir aracın kendi başına buyruk olmasının beklenmesi ise en büyük saçmalık. Sadece bu denetimin sınırları aşmaması, özgürlüğe engel olmaması gerekir. Denetime karşı olanlara şunu da söylemek isterim, eğer denetlenmek istemiyorsanız kendi denetiminizi kendiniz en iyi şekilde yapacaksınız. Siz bilinç kazanır ve içinizde etik kurallara bağlı bir yapı oluşturursanız özgürlüğünüzü kimse kısıtlayamaz emin olun. 

 

Ama tabi hükümetin çıkaracağı yasada tüm pornoya yasak getirme girişimleri ise özgürlüğe vurulan bir darbedir. Bu başlangıç uydudaki porno ve erotik kanalların kapanmasıyla da devam edecek gibi. muhtemelen çok yakında Türkiye'den porno sitelerine ulaşamayacağız. Ancak şunu unutmayın teknoloji her zaman yasaların önünde, bugün bile kendini başka bir ülkeden bağlanıyor gibi göstererek Türkiye üzerinden erişimi engellenen sitelere erişim mümkün. Çocuk pornosunu egellemek adına tüm sohbet odaları hatta tüm yazışmaların herhengibir mahkeme kararı olmadan izlenmesi ve kontrol edilmeside başka bir insan hakları ayıbı. Çocuk pornosuyla etkin mücadele ne yazık ki Türkiye hükümeti tarafından ancak bazı hakların kısıtlanmasıyla mümkün görülüyor. Bu kadar dar kafalı insanların teknolojiyi kontrol altına aldığını ve denetlediğini ise hiç düşünemiyorum. İşte tüm internet camiasının birleşmesi gereken çizgi budur, yoksa denetlenmeye toptan karşı bir yaklaşım kirlenmenin başlangıcı olacaktır. Ayrıca bazı sitelerde verilen beyanlarda bu hükümete oy vermeyeceğim şeklinde hazırlanan dilekçeler bu partiye oy vermek isteyen ama internette kısıtlamalara karşı olan insanları soğutacaktır. Bu şekilde ayrımcı ifadeler bu tür hep beraber davranılması gereken durumlarda olayı farklı yönlere çekecektir. 

 

Bir kez daha tekrarlamak gerekirse eğer devlet tarafından ya da devletin eliyle kurulan özerk bir kurum tarafından denetlenmek istemiyorsak -ki teknolojik gelişmeler ışığında ne kadar denetleyebilirse- kendi denetim kurumumuzu kurmak ve etik kurallarımızı belirlemek zorundayız. Tüm internet kullanıcılarının hep beraber kimseyi dışarıda bırakmadan bu fikri savunması ve hükümetin bu kararını protesto etmesini bekliyorum. Hadi internetin özgürlüğünü isteyenler biraraya gelin..!     

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Diyalektik yaşam döngüsü

Eki. 18, 2006

Yaşam, değişimden ibarettir. Zıtların bir arada yaşadığı, yeninin eskinin yerini alarak, onun kusurlarını tamamlayarak var olduğu, her şeyin belirli bir değişim sürecinden geçtiği yani diyalektik bir yaşam döngüsü içinde yaşıyoruz. Bugünün bilim adamları Darwin teorisini savunurken diyalektik materyalizmi de savunuyor ancak iş sosyalist devlet yapısına gelince formel bir mantıkla, bu diyalektik mantık üzerine kurulu devlet yapısını yok sayıyorlar. Peki, gerçek anlamda sosyalist bir toplum şimdiye kadar meydana gelebildi mi? Hayır, Rusya topraklarında kurulan Sosyalist devlet beklenen diyalektik çözümlemeyi getirmedi. Neden olarak ise Sovyetlerin dogmalara saplanmasını gösterebiliriz. Çünkü sosyalizm amaç olarak değişimi savunur, dogmalardan sıyrılmaya ve toplumu da bu dogmalardan uzak tutmaya çalışır. Bugün doğayı kavramamızı, fiziksel karmaşık olayları çözümleyebilmemizi sağlayan diyalektik bakış açısıdır. Diyalektik bakış açısı bize hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını, her şeyin belirli bir süreç içinde değişebileceğini, zıtların bir arada yaşaması ve birbirine bağlı olmasının yaşamın gerekliliği olduğunu göstermiştir.


Diyalektik bakış açısı bugün modern toplumun temeli, modern bilimin yapıtaşıdır. Buna rağmen, diyalektik materyalist bakış bu kadar içimize işlemişken neden daha 90’ların başına kadar tüm dünyada bu bakış açısını yaşamlarına ve devlet yönetimine uygulamak isteyen insanlar asıldı. Bir örnek vermek gerekirse, Kuantum fiziğine göre madde formel bir şekilde var olmaz, hareketleri dalgalı ve değişime açık bir şekildedir. Bugün kuantum modern fiziğin temelindedir ve asıl temelini diyalektik bakış açısından alır. Bugün kuantum mantığıyla hazırlanan bilgisayarların çalışma mantığı da bunu bize kanıtlar niteliktedir. Normal bir bilgisayarda çalışma mantığı 1 ve 0’lar üzerindedir. Oysa Kuantum bilgisayarlarda her 1 aynı zamanda 0 ve her 0 ayı zamanda 1 olabilir. Bu bakış diyalektiktir ve bu üstün bilgisayarlar bugün dünyanın en gelişmiş bilgisayarları bu mantıkla çalışmaktadır. Peki bu ne işe yarayacak dediğinizi duyar gibiyim. Formel mantıkla çalışan bir bilgisayarda karmaşık işlemlerde, değerlerin 1 ve 0 olarak algılanarak işlenmesi zaman alacaktır. Oysa kuantum mantığıyla çalışan bir bilgisayar, işlemi algılamak için 1 ve 0’ları istediği şekilde kullanabilir. Biri diğerinin yerini alabilir. Özellikle karmaşık ve hız gerektiren işlemlerde kuantum mantığıyla çalışan bilgisayarlar formel mantıkla çalışan bilgisayarlara göre daha hızlıdır.

 

Sosyalizmin temelini oluşturan ve kavramları belirli kalıplara sokma yarışını sona erdiren diyalektik bakış felsefenin ve bilimin temelini oluşturan aslen yaşam felsefesi, hatta bir şekilde doğanın mantığıdır. Örneklerle de gösterdiğim gibi bugünün toplumu her ne kadar kapitalizmin soğuk savaştan kazançlı çıktığını düşünse de, sonuçta diyalektik mantıkla devam eden yaşam döngüsü, buna karşı gelen ve kendi formel mantığını oturtmaya, kendini bir dogma haline getirmeye çalışan kapitalizmi en sonunda yutacak, toplumsal evrim er ya da geç gerçekleşecektir. Bugün değişimin başlangıcını oluşturabilecek belirli ivmeler harekete geçmiştir. Diyalektik değişimin öngördüğü ani değişim ise her an gerçekleşeceği anı beklemektedir.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Yeni politika (Sağ ve solun içi boş ittifakı)

Eki. 16, 2006

Türkiye'nin belkide en önemli özelliği, siyasetten, teknolojiye kültürel rüzgarlara her şeyi şimdiye kadar dünyadaki moda ya uyumlu bir şekilde yapmış olmalıyıdı. Her ne kadar bizdeki kuşaklar Türkiye'ye özgü özelliklere sahip olsada Türkiye bir türlü kendi siyasi akımını bulamıyor, her şekilde siyasi akımlar ithal ediliyordu. Ama bunu hep kötü bir özellik  oolarak görüyor, ithal düşüncelerle düşünen halkların özgür olamayacağı gibi yorumlarla olumsuzlaştırıyorduk. Oysa bugün Türkiye'de dünyadakinin tersine yeni bir siyaset doğdu. Bu siyasetin suyu taşıma değil ancak pek temzide değil. Düne kadar sağ ve sol barışsa, artık kan gövdeyi götürmese diye düşünürken bugün sadece barışmakla kalmayan sağ ve sol ittifaka girmiş, iki tarafta ya geçmişini unutmuş ya da şimdilik bilinçaltına göndererek "yeni polika"nın temellerini atmıştır.

Peki nedir bu yeni politika? Yeni politika diye benim terimleştirdiğim bu yeni siyasi anlayış, ulusal çıkarların sağ ve sol tarafından beraberce savunulmasıdır. Tabiki bu iyi bir şey, ulusal çıkarların hep beraber savunulması kadar Türkiye'nin yararına bir durum olamaz. AKP'nin başa gelmesiyle bir araya gelen bu Kızıl Elma Koalsiyonu gerçek anlamda erdemli bir amaç için bir araya gelmişti. Ama son günlerde düşünce özgürlüğü gibi sol kesimin Türkiye'de var oluşundan beri savunduğu bir hak sırf bu koalisyon adına hasır altına itiliyor, insanlar her kim olursa olsunlar saçma sapan gerekçelerle dava edilerek düşünce özgürlüğü kısıtlanmaya çalışılıyor. AB'nin ulusal çıkarlarımıza ters düşen kararlarına karşı gelmesi gereken ittifak, birazda içindeki faşist gözler nedeniyle düşünce özgürlüğü gibi, insan hakları gibi gerçekleri göremiyor görmek istemiyor. Sağ kesime bakılırsa daha düne kadar en büyük müttefik olan ve solcuların, bizi sömürüyorlar bağırışlarını susturmaya çalışırken bugün sanki kırk yıldır Anti Amerikan bir tavır sergiliyor, günümüz Neo Liberalleri gibi saçına göre bir tarak uydurma havasında ittifaka devam ediyor.

Ancak şu unutulmamalı, birbirinden farklı görüşleri olan bu iki grubun geçmişlerini ve savundukları görüşlerini bırakarak bir araya gelmesi yani içlerinin boşalarak ittitfak kurmaları bu içi boş ittifakın çabucak parçalanmasını engellemeyecektir. Bu ititfak insana Hitler ve Stalin'in kurduğu ve her ikisinin birden kendi çıkarlarını bir süreliğine askıya aldığı ikinci dünya savaşını hatırlatıyor. Umarım bu ittifakın sonuda bu savaş gibi kanlı olmaz.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Linç kültürü

Eyl. 26, 2006

İnsanoğlu var oluşundan itibaren kendi fikirleriyle ya da daha doğrusu çoğunluğun fikirleriyle zıtlaşanları birçok şekilde pasifize etmeye çalışmıştır. Bu  eylemin gerçekleşmesinde  şiddet ilk başvurulan araç olmuş, toplum farklı düşünceleri  varlığı için  bir tehdit görerek  ortadan kaldırma çabasına girişmiştir. Linç kültürü ise toplumların belleğine ilk çağlarda işlemeye başlayarak bugüne kadar bilinçaltında saatli bir bomba gibi beklemektedir. Bugünlerde Türkiye'de bu bombanın nasıl bir patlamaya neden olduğuu görüyoruz, peki neden özellikle Türk toplumu her provakasyonda bu bilinçaltındaki linç bombasını harekete geçirerek hem kendisine hem etrafındakilere zarar veriyor?

Aslında birçok modern toplum bu kültürel tehlikeden uzaklaşmak adına tepkilerini demokratik olarak dile getirmeye, en ufak toplumu etkileyen olayda gösteriler düzenleyerek bu bombanın patlamasını engellemeye çalışıyor. Oysa Türkiye'de hala gösteri yapanlara toplum kötü bakıyor ve birçok toplumsal olayda sesiz kalarak büyük patlamaya zemin hazırlıyor. Burada devletinde insanların toplumsal hassayiyetlerini kontrol altına alması ve belkide okul hayatından başlayan bir eğitim sürecinde toplumdaki patlama riskini en aza indirmesi gerekmektedir. Türkiye'de bugün medya da ne yazık ki linç kültürünü kötülemek yerine kimlerin neden linç edilmek istendiğini ön plana çıkarmaya çalışmaktadır. Oysa kim olursa olsun ya da ne yaparsa yapsın modern toplumda cadı avlarına yer yoktur. Modern toplumda güvenlik güçlerinin görevi huzuru sağlamak ve bu huzuru bozanları kanunlar ışığında yakalayarak yargılanması için gözaltına almaktır. Bu görevi hiçbir şekilde normal vatandaşın kullanamaz, vatandaş kendisi ayrı bir güvenlik gücü gibi davranamaz. Bu mesajın hem medya da hem okullarda hem de aile içinde verilmesi gerekmektedir. Türkiye'de ve yine birçok toplumda şiddet kullanma eğiliminin oluşmasında okul ve medyadan çok aileden kaynaklandığı ortaya çıkmıştır. Yani aile içi demokrasi işlemediği ve yaygınlaşmadığı sürece, toplum şiddet kullanarak hem aile için hem aile dışında sorunlarını çözmeye çalıştıkça linç kültürünün belleklerimizden kaybolması imkansız bir hal almaktadır. Buda toplumun her türlü demokratik deşarz olma yollarına karşı bir şekilde bir yerde linç bombasının patlayarak felaketlerin yolunu açmasına neden olacaktır.
 

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı