
Haberin var mı?
Politika ve haberciliğin masaya yatırıldığı blog
Ara. 16, 2006
AB, Annan Planı'nı Kuzey Kıbrıs'ta oylandıktan ve kabul edildikten
sonra bende dahil tüm Türkiye KKTC'nin yıllar sonra hakettiği gibi
amborgolardan kurtulacağını düşünmüştü. Çünkü AB siyaseti bizim
siyasetin tersine vaadlere değil gerçeklere dayalıydı ya da biz öyle
sanıyorduk. Sonra anlaşıldıki AB siyasileri bizlere ayrı kendi
halklarına ayrı sözler vermişti. Daha o günlerde AB'nin Türkiye'yi
dünya siyasetinde kendine bir piyon olarak gördüğü ve ara sıra rest
çekmek için kullandığı ortaya çıkmıştı. Ama bizim at gözlüğü takan eski
dinci yeni liberal, daha doğru deyişle Türk neo liberalleri
etraflarında dönen oyunu farkedemiyor, önlerine konulan samanı yemekle
meşgul oluyorlardı. Her ne kadar Rauf Denktaş'ın yıllarca Kıbrıs
halkını oyaladığını düşünmsemde sahneden çekilirken söylediklerinin bir
bir çıkması bizim gibi gençlerin siyasetten öğrenecek daha çok şeyi
olduğunun kanıtıydı.
Kıbrıs'ta çözüm için her şeyden vazgeçmeye hazır olan kesimi ikiye
ayırmak lazım, bunların Kıbrıs müdahelesinin sebeblerini bilen,
müdaheleyi bilenleri ama artık Kıbrıs konusunun çıkar sağlayabilinecek
konumda olmaması nedeniyle güya politika değişimi isteyen ver
kurtulcular. İkinci kısım ise onlardan etkilenen ama asıl olarak
Kıbrıs'ın ne olduğunu ya da ne olabileceğini tam olarak bilmeyen,
müdahele yıllarında ya da sonra doğan yani dünyadan bir haber olan güya
barış yanlıları. Ne ya zıkki bunların büyük kısmını Kıbrıs gençliği
oluşturuyor. Güney Kıbrıs'ın bizi istememesine, bizi işgalci ve azınlık
oalrak görmesine karşın-gençleri de dahil- bizim insanımız ne yazık
hala Güney Kıbrıs'la birleşme hayalleri kuruyor. Oysa iki halk bu kadar
katliamdan bu kadar kandan ve intikam yemininden sonra bir araya
gelemez. Bu iki halk barış içinde yaşayabilseydi 1960'da kurulan Kıbrıs
Cumhuriyetinde bir arada yaşardı. Rumların Türk köylülerine saldırması,
bugünkü Papadapulos'un da içinde bulunduğu Rum terör örgütü EOKA'nın
Türkleri ya adadan sürmek ya da yok etmek adına yaptığı katliamları tüm
dünya izlerken Türkiye'nin kendi ulusuna halkına yaptığı yardımlar ne
yazık ki unutulmuş durumda. Rumların bu tavırlarının devam ettiği hala
Türkleri adada azınlık görmeleri, onlara haklar vermek istememeleri ve
adayı halen bir Yunan adası haline getirme hayalleri bugünkü
politikalarında da ortaya çıkıyor. Tüm bunlara rağmen her nedense halen
birleşme taraftarları var, Rumlara neden limanların kapandığını
bilmesine rağmen bunu tartışmaya açamayanlar var.
Rumların AB ile müzakerelere başlaması, yani AB'nin Kıbrıs'ta çözüm
arayışını askıya alan ve çözüme hayır diyen karaı nedeniyle Türkiye dış
politikasına uygun olarak bu kararı protesto etmek amacıyla limanlar
kapatılıyor. Bugün limanları güya açma planları öne sürenler işin
tanımakla neden ilgisi olduğunu şimdi anlamışlardır heralde. Bu sizin
dış politikanızdan taviz vermek demektir hemde karşılığında sadece
Ercan havalimanı ve Maraş'ın açılmasını istemek kadar basit bir
istekle. Rumlar'ı bu şekilde köşeye sıkıştaracağını düşünen iki günlük
politikacılar AB parlemontosunda alınan kararla gol atnmadıklarını tam
tersine kendi kalelerine gol attıklarını farkettiler. Limanlar Rumların
AB gibi uluslararası bir örgüte girmesini ve çözüm sürecinde Rumlara
avantaj kazandırılmasını protesto içindi. Şimdi ise Rumlar yeni bir
avantaj kazanmak üzere. Türkiye daha Rumlar örgüte girdiğinde bunun AB
sürecinde önüne çıkarılacağını ve çmözüm adı altında Kıbrıs'ın yavaş
yavaş Yunan adası haline getirileceğini biliyordu. Ama AKP hükümeti
herkesten çok politika bildiğinden olsa gerek 40 yıllık Kıbrıs sorunu
iki taviz vererek çözebilceğini sannetmektedir. Kıbrıs'ta tek çözümün
iki devlet olduğu bilinmesine karşın, karmaşa isteyen ve en sonunda
rumların 74'te yapamadığını bu yumuşak hükümet zamanında yapmak isteyen
batı dünyası doğu akdenizde Yunanlara büyük bir hakimiyet sağlayarak
belki de kıta sahanlığı sorununda da Yunanlara puan kazandırma ve
Türklerin bölgede ki gücünü kırmaya çalışmaktadır.
Bu sözlerimiz Kıbrıs'ta çözüm istemiyor diye algılanmasın, ancak
Yunanların planları ortadayken tek devlet çözümünün gerçekleşme imkanı
kalmamıştır. Türkler haklı durumda olmasına karşın her nedense
medyamızda dahil olmak üzere tüm dünya bizden taviz beklemekte, kendi
hatalarını kabul etmelerine karşın hala KKTC'ye olan amborgoyu
kaldırmamaktadırlar. Kısaca ey be batı bu ne rejim bu ne lahan turşusu
demek belki de bu konunun en iyi özeti olsa gerek.
Yorum yaz!
:: Arkadaşına Gönder
0 yorum yazilmistir
« Önceki -
Sonraki »