Eyl. 21, 2006
Türkiye İsmailağa Camii'nde yaşanan cinayet ve linç sonrası yeniden cemaatleri ve tarikatları konuşmaya başladı. Aslında nakşibendilerin etkisini arttırdığı ve nur cemaati gibi cemaatlerinde devlette etkin rol oynamaya başladığı bu dönemde çoktan bu tartışmaların başlaması gerekiyordu. Bugün her ne kadar fazlasıyla abartılıyorsa da Çarşamba'da ki cemaat yaşamı bugün için Türkiye'nin laik ve çağdaş yaşamına uyum göstermemekte, buradaki yaşam İran'ı, Afganistan'ı aratmamaktadır.
Çarşamba'da ki bu durum her ne kadar vahim bir çağdaşlaşma sorunu olsada asıl tehlikenin olduğu gibi görünmeyenlerden geldiği ortadadır. Bugün birçok nakşibendi devletin içinde tarikatın ipine bağlı olarak ama çağdaş bir maske altında işlerini yürütmektedir. Yine nur cemmati hem cemaat evlerinde, hem devlet içinde kadrolaşarak Fettullah Gülen'in bir sözüne bakarak yaşamakta ancak görüntü itibariyle gizli bir örgüt gibi gerçek yüzlerini başkalarından saklamaktadır. Özellikle öğrenci evlerine yeni öğrencileri çekebilmek adına daha önce bu evlerde kalan öğrenciler yurtlara gönderilerek özellikle yeni yerleşen öğrenciler birer balık misali tek tek avlanıyor.Yöntemleri ise çok basit; önce öğrenci ile arkadaşlık kurulur, sonra cemmat evlerinde daha önce kalmış ama şimdi yurtta kalan diğer öğrencilerle tanıştırılır, halısaha maçları, yemekli sohbetler ve film seyretme gibi organizasyonlarla öğrenci yurdun sıkıntılı yaşamından iyice soğutularak cemaat evinin sıcak ortamına alıştırılır. Tabi bu sırada eve gelen abiler herkesi etrafına toplayıp dünyevi konulardana nasıl dini çıkarımlar yapılabileciğine dair hikayeler anlatmaya başlar. Bu hikayeler gün geçtikçe Said'i Nursi'ye sonra da Atatürk'e gelir. Önce Atatürk'ün sarı saçlarından mavi gözlerindeen bahsedilip Türk olmadığı tezi şakayla karışık ortaya atılır ve tepkiniz ölçülür, sonra da her sohbette konu derinleşir ve cemaatin asıl yüzü yavaş yavaş ortaya çıkar.
Nur cemmati gibi ortaya çıkışı Cumhuriyetin ilk yılları olan bir cemmatin bu kadar yaygınlaştığı düşünülürse daha eski ve köklü olan ve cemmatlik aşamasını geçerek tarikatlaşmış cemmatlerin nerelere varmış olabileceği de başka bir soronumuzdur. Bugün radikal islami akımların çoğunun kökeni bu tür cemmatlere ya da tarikatlara bağlıdır. Sadece batıya değil müslümanlara bile saldıran El-Kaide örgütünün Vahabilik'in etkisiyle yol aldığı düşünüldüğünde Türkiye'de ki durumu anlamak daha kolay bir hale geliyor. Vahabilik akımı Muhammed bin Abdulvahab'a dayanmaktadır. Bu kişi aynı zamanda şimdiki Suudi krallarının da atasıdır. Daha sonra meydana gelecek olan Osmanlı'nın Yemen'de İngilizler'e karşı savaşırken Vahabiler tarfından arkadan vurulduğunu bilmeyenemiz yoktur. Vahabilik akımı aslen İslamı özüne döndürme amacıyla ortaya çıksada sonraları bu özün dışına çıkanları sert bir şekilde cezalandırmaya başlamış ve Türkleri İslama zarar veren temel unsur olarak görmeye başlamıştır. Ama burada asıl vahim olan büyük kitlelerin bir kişinin sözüyle akıl dışı eylemlerde bulunmasıdır. Bugün El-Kaide önce Afaganistan'da ABD yardımıyla ortaya çıkmış ve Vahabilik akımını benimsemiştir. Bugün Vahabilere göre kendi akımları ya da cemmatleri dışındakiler kafirdir. Bu bakış açısı ve bu delicesine bağlılık bize tarikatlerin ve cemmaat yaşamının tehlikelerini göstermektedir. Türkiye'de her ne kadar bu kadar sert uslubu olan cemmatler yok gibi görünsede Vahabiliğinde başlangıçta sert bir şekle sahip olmadığını anımsamak gerekmektedir. Aynı zamanda bugünlerde Vahabiliğin özellikle Çeçenlerin Türkiye'ye girmeye başladığı 90'ların ortalarından beri büyümeye başladığı ve köklendiği de bilinmektedir. Bu tehlikeler sadece laik Türkiye'nin zarar görmesine değil Anadolu İslam geleneğininde zarar görmesine neden olacaktır. Dünyada din ile devlet işlerini birbirinden ayırabilen tek Müslüman devlet olan Türkiye İslami dünya için bugün bile bir lider konumundadır. Radikal akımların önünde durabilmenin tek yolu ise şu an için laik Türkiye Cumhuriyet'inden geçmektedir. Bu açıdan tarikat ve cemaatlerin bu yapı içerisinde felsefi yani tassavvufi temelleri dışında yerleri yoktur.
Yorum yaz!
:: Arkadaşına Gönder
3 yorum yazilmistir
2006-12-21 17:23:00 - Dini sömürenler ve laiklikle demokrasiyi din zanneden cahiller
Yazan: Multar
Yukarıdaki yorumda arkadaşım çok sert bir uslubla belli ki vahabilğe olan bağlılığını anlatmak istemiş. Bana Kuran'ın neresinde kendi gibi düşünmeyenleri yok et gibi bir ifade olduğunu söyler misin? Nasıl bir İslamdır bu? Siz ne hakla kendinize göre insanların müslümanlığını sınarsınız. Size bu yetkiyi kim verdi kendinizi haşa Allah mı sanıyorsunuz? Benim cehennemde anacağımı nereden biliyorsun gaipten Haber mi aldın? Hayır aldıysan ona göre konuş.
Bağlanti ::
::
2006-11-05 10:19:59 - dikkat
Yazan: ebu mucahid
kardeş ben vahhabi degilim.ama biliyorym ki Allah azze ve cellenin indirdigi dışında bir din benimseyenler kafirlerin ta kendileridir ve Allah azze ve celle onları cehennemde yakacagına ve cennetine almayacağına söz vermiştir.Demokrasi ve laiklik dini ise Allah azze ve cellenin dini degil bilakis insanların Allahın dinini zıddına çıkrdıkları bir idndir.Ve bu dine tabi olanlar namaz kılıp oruç tutsalar dahi kafirlerdir.Çünkü bu tagutlar ilahlık taslamakta Allahın hükümlerini kaldırmakta ve kendi hükümleriyle hükmetmektedirler.Ve hakımiyetin milletin oldugu gibi savsatalarla insanları kandırmaktadırlar.(Allah onlara lanet etsin.)Anladın mı kardeş
birde vahhabiligi sen zannedersem kendi açından araştırmışsın(zanndersem sende laik ve demokratsın)senin açından onlara iftira atmak lolay.sorarım sana hiç bu zatın kitaplarını okudun mu.ben okudum ve o kitabın içinde senin yalancı oldugun yazıyordu.Ve de iftiracı oldugunda.çünkü ben herkesi tekfir ettiklerine dair hiç birşey okumadım.sana diyorum ki...sen kıyamet günü Allah azze ve cellenin karşısına çıkacak ve hesap vereceksin.bu iftiralarını tekrar gözden geçir.Alemlerin rabbi olan Allaha kulluk yapki kurtuluşa eresin.LAİLAHEİLLALLAH MUHAMMEDENRESULULLAH
Bağlanti ::
::
2006-10-30 12:04:32 - x
Yazan: gaykedi
Şu seccadeye tapanlar acaba nedirler?
Yükleri ikiyüzlülük olan eşektirler.
Daha kötüsü Din perdesi arkasında onlar
Müslümanlık satarken gavurdan beterdirler.
Ömer Hayyam' dan bir dörtlük daha;
İçmiyorsan bari içenleri kınama,
Dolap düzene sapma, masal da anlatma!
Şarap içmem diye övünmedesin ama
Şarap hiç kalır yediğin haltlar yanında.
http://www.gaykedi.blogspot.com/
Bağlanti ::
::
« Önceki -
Sonraki »